Canlı Yayın Canlı Yayın

Kur'an-ı Kerim Dinle
Hatim (Kabe İmamı)
Hatim (Ahmet El Acmi)
Mealli Hatim (Huzeyfi)
Meal ( Hayri Küçükdeniz)
Eslem Tv
Belgesel TV

biraz da gülelim

"ADAMIN BİRİ" ESPİRİLERİ

 

Adamın ayakları kokmuş, elleri linyit.
Adamın biri dalmış, karısı da yaprak.

Adamın biri gülmüş, karısıda menekşe.

Adamın metresi varmış, karısının santimetresi.
Adamın gözü dalmış, burnu yaprak.
Adamın inadı tutmuş, bir türlü bırakmamış.
Adamın evi yanmış, odaları düz.
Adamın canı çıkmış, bi daha yerine takamamışlar.
Adamın canı sıkılmış, gevşetememişler.

Adamın biri yatmış , karısıda şilep

Adam karısına "inek" demiş, birlikte aşağı inmişler.
Adam aklını kurcalamış, bozulmuş.
Adam yalana yer yok demiş, yalan da ayakta kalmış.
Adam karısının yüzünde bakmamış, doksan dokuzuna bakmış.
Adam saat kaç demiş, saat de kaçmış.
Adam kafasını toplamış, burnunu bölmüş.
Adam bol keseden atmış, dar keseden eşşek.
Adam yazmış, karısı kış.
Adam donmuş, karısı fanila.

Adam almış, karısı mor.
Adam yaymış, karısı halter.
Adam basmış, karısı soprano.
Adam kazmış, karısı ördek.
Adam kurmuş, karısı döviz.
Adam bezmiş, karısı kumaş.
Adam çekmiş, karısı senet.
Adamın kahvesi taşmış, çayı kaya.
Adam kartmış, karısı mektup.
Adam satmış, karısı RTL.
Adamın birinin gözleri yaşlıymış , kulakları genç.

Adamın biri güneşte yandı , ayda düz.
Adamın biri yolda elli lira bulmuş ama ayaklı lira bulamamış.
Adamın birinin uykusu gelmiş içeri almamış.
Adamın birinin beli tutulmuş eli kaçmış.
Adamın birinin gözü şişti, burnu tığ.
Adamın biri televizyona çıkmış bir daha indirememişler.
Adamın biri tuvalete yapmış karısı da baloya gidememiş.

Yorum (1)

okumanızı tavsiye ederim




Kızılderili ve İki Köpek

Yaşlı Kızılderili reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki köpeği izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve on iki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı.
Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri köpekti bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için biri yeterli gözükürken niye ötekinin de olduğunu, hem niye renklerinin illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık.
O merakla sordu dedesine. Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.
"Onlar" dedi, "benim için iki simgedir evlat."
"Neyin simgesi" diye sordu çocuk.
"İyilik ile kötülüğün simgesi."
Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları."
Çocuk, sözün burasında, mücadele varsa, kazananı da olmalı diye düşündü ve her çocuğa has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:
"Peki, sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?"
Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa:
"Hangisi mi evlat? Ben hangisini daha iyi beslersem!


Kaynak: Nuran Sür, "İyilik ve Kötülük", Bütün Dünya Derg., Mayıs 2002, s. 137.

Yorum (2)

dünyanın merkezi MEKKE

Dünyanın merkezi Mekke
22 Nisan 2008 Salı 10:13
Mekkenin dünyanın merkezi olduğunun ispatlanmasının ardından İslam âlimleri Dohada toplandı. Âlimler, Greenwich saati yerine Mekke saati kullanılması çağrısında bulundu.
 

Jeoloji ve İslam Hukuku konusunda uzman Müslüman ilim adamları, önceki gün Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen “Dünyanın Merkezi Mekke” adlı konferansta bir araya geldi. İlim adamları, dünya saat ayarlamasında ölçü alınan ve Greenwich olarak bilinen saat dilimi yerine Mekke saat diliminin ölçü olarak alınmasını talep etti. Bilindiği gibi Mekke-i Mükerreme’nin dünyanın merkezi olduğunu savunan teori yakın zamanda yapılan bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştı.

Katılımcılar, Greenwich saati (GMT = Greenwich Mean Time) yerine Mekke saatinin esas alınarak ortak İslami bir saat diliminin oluşturulması çağrısında bulundu. Çünkü Mekke saati dünyanın her yerinden kıble yönünü belirliyor, akrepleri klasik saatlerin aksine Kâbe-i Şerif etrafında yapılan tavaf hareketleri gibi soldan sağa doğru dönmektedir.

Bir gün süren konferansa Prof. Dr. Yusuf el-Karadavi’nin yanı sıra Kur’an ve Sünnetin bilimsel mucizeliği üzerine yaptığı araştırmalarıyla tanınan, İngiltere Galler Üniversitesi’nde jeoloji dersleri veren Mısırlı bilim adamı Prof. Dr. Zağlul en-Naccar, Mekke saatinin mucidi Mühendis Yasin eş-Şuk gibi konusunda uzman birçok ilim adamı katıldı.

El Karadavi, İslam Hukuku, geometri, astronomi ve hukuk alanında uzman kişilerin Mekke’nin neden dünyanın merkezi seçildiği ve Allah’ü Teala’nın Beytü’l Haramı neden Müslümanlara kıble olarak tayin ettiğine dair yürüttükleri çaba ve araştırmalara ilişkin takdirlerini ifade etti.

Aynı zamanda Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanlığını da yürüten Yusuf el-Karadavi “ Müslümanların kıblesinin muazzamlığını pekiştirmek için yapılan bilimsel araştırma ve ulaşılan neticeleri takdirle karşılıyoruz” dedi. El Karadavi “Mekke’nin Dünyanın merkezini oluşturduğu teorisinin ispatlanması İslami kimliğin pekiştirilmesi ve tespit edilmesidir, ayrıca Müslümanın diniyle, ümmetiyle ve medeniyetiyle gurur duygusunu pekiştirecektir” diye konuştu.

“Diğer din ve medeniyetlerin aksine İslam’da din ile bilim arasında bir çatışma yoktur” diyen el-Karadavi bununla ilgili Kur’an-ı Kerim’den Yüce Allah’ın (cc) şu buyruklarını kanıt olarak gösterdi: “De ki; Eğer doğru söylüyorsanız kesin delilinizi getirin”, “Eğer doğru söylüyorsanız bana ilme dayalı bir biçimde haber verin”, “Yanınızda bize çıkaracağınız bir ilminiz var mı?”.

DÜNYANIN MERKEZİ MEKKE

Öte yandan Prof. Dr. Zağlul en-Neccar, “Mekke’nin dünyanın tam merkezinde yer aldığını artık bilimsel ispattan sonra şek götürmez bir gerçektir” dedi. Neccar, bunun delilinin de Prof. Dr. Hüseyin Kemaleddin’in dünyanın başlıca şehirlerinden kıble yönünü belirlemeye çalışırken Mekke-i Mükerreme’nin yerküreyi oluşturan yedi kıtanın hepsinin etrafından geçen bir dairenin tam ortasında yer aldığını ispatlamasını gösterdi.

En Neccar Mekke-i Mükerreme’yle aynı meridyen çizgisi üzerinde yer alan yerler pusulada manyetik iğnenin belirlediği manyetik kuzeyle kutup yıldızının belirlediği gerçek kuzeyle uyumlu olduğunu söyledi.

Ünlü jeolog “Mekke-i Mükkereme’nin meridyen çizgisinde her hangi manyetik bir sapma bulunmamakta. Hâlbuki aralarında Greenwich’in de bulunduğu diğer tüm meridyen çizgilerinde manyetik bir sapma var. Hatta Greenwich meridyeninde batı yönünde 5.8 derecelik manyetik bir sapma olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır” dedi.

En Neccar İngilizlerin, gölgesi ve izleri halen sürmekte olan Britanya Sömürgeciliği döneminde Greenwich meridyenini bir saat ölçüsü olarak dünyaya zorla dayattığına işaret etti.

RAKAMLARLA MERKEZİ İSPATLADI

Bu arada, Kahire Üniversitesi’nde mimarlık dersleri veren, “Uluslararası Kur’an ve Sünnet’te Bilimsel Mucize Kurulu” üyesi Prof. Dr. Yahya Veziri konferansta sunduğu araştırmada bilgisayar yardımıyla dünyanın önde gelen şehirlerinden Mekke-i Mükerreme için çok hassas yön tayinleri yaparak farklı dünya kıtaları arasındaki mesafeye bakılırsa Mekke’nin tam ortada yer aldığı görüldüğünün rakamlarla ispatlandığını açıkladı.

Mısır Hulvan’da bulunan Ulusal Astronomik ve Jeofizik Araştırmalar Enstitüsü Nükleer Patlamalar Merkezi Başkanı sismolog Prof. Dr. Ahmed Ali Bedevi ise deprem riski açısından Mekke’yle ilgili yaptığı araştırmada Mekke’nin kendine özgü jeolojik bir yapısı olduğunu ve ilahi bir koruma görevi gören sağlam sıradağlar içerisindeki eşsiz konumundan dolayı tarihte bu kutsal kentin depremlere maruz kaldığının çok nadir olduğunu söyledi.

MEKKE SAATİNE RAĞBET ARTACAK

Konferans esnasında Filistin asıllı Fransız vatandaşı Yasin eş-Şuk kendi icadı olan “Mekke saatini” katılımcılara tanıttı. Saat pratik olarak dünyanın merkezinin Mekke olduğunu ve Greenwich yerine Mekke’nin dünya saat ölçüsü olarak alınmasının daha doğru olacağını gösterdi. Araştırmacıya göre yeni saatin tasarımı Dünya Saat Merkezi olarak Mekke’nin dikkate alınmasına yardımcı oluyor.

Eş Şuk “icat ettiği saatin dünyanın her yerinden kıbleyi tespit edebildiğini akreplerinin gezegenler ve diğer cisimlerin evrende güneş etrafında hareket ettiği ve insan vücudunda kan dolaşımının hareketi gibi solda sağa hareket ettiğini ifade etti.

Eş Şuk dünyanın değişik yerlerinde ikamet eden ya da buralarda yolculuk eden Müslümanların bulundukları yerlerde kıbleyi tespit etmekte yaşadıkları zorlukları gördükten sonra söz konusu saati icat etmeye karar verdiğini belirtti. Bunun için dünyanın merkezinin Mekke olduğunu kabul eden eski âlimlerin görüşlerine başvurduğunu bu esnada en modern topografik haritalardan, fiziki haritalardan ve Mekke-i Mükerrem’in haritalarından yararlandığını söyledi.

Öte yandan Suudi Arabistan Krallığı yeni saati Mekke-i Mükerreme’nin bir kulesine koymayı planladığını söyledi. Son bilimsel ispat ile birlikte Mekke Saati’nin dünya genelinde büyük rağbet göreceği belirtiliyor.

timeturk

Yorum (1)

KUTLU DOĞUM

Sorular ve cevaplarla peygamber Efendimizin hayatı

 

S.1. Peygamberimizin babasının adı nedir? (Abdullah)

 

S.2. Peygamberimizin annesinin adı nedir? (Âmine)

 

S.3. Peygamberimizin dedesinin adı nedir? (Abdulmuttalip)

 

S.4. Peygamberimizin sütannesinin adı nedir? (Halime)

 

S.5. Peygamberimizin ilk eşi ve kadınlardan ilk Müslüman kimdir? (Hz. Hatice)

 

S.6. Peygamberimizin yeğeni ve çocuklardan ilk Müslüman kimdir? (Hz. Ali)

 

S.7. Peygamberimiz kaç yaşındayken annesini kaybetmiştir? (6 yaşında)

 

S.8. Peygamberimiz kaç yaşındayken dedesini kaybetmiştir? (8 yaşında)

 

S.9. Peygamberimizin sütkardeşinin adı nedir? (Şeyma)

 

S.10. Peygamberimiz nerde dünyaya gelmiştir? (Arabistan’ın Mekke şehrinde)

 

S.11. Peygamberimiz kaç yılında dünyaya gelmiştir? ( miladi 571 yılında)

 

S.12. Peygamberimiz kaç yılında ve nerede vefat etmiştir? ( 632 yılında Arabistan’ın Medine şehrinde )

 

S.13. Peygamberimizin kızlarının adları nelerdir? ( Zeynep, Rukiye, Ümmügülsüm, Fatıma)

 

S.14. Peygamberimizin erkek çocuklarının adları nelerdir? (Kasım, Abdullah, İbrahim)

 

S.15. Peygamberimize kaç yaşındayken peygamberlik verilmiştir? (40 yaşında)

 

S.16. Peygamberimize yapmış olduğu eziyetler dolayısıyla kendisi hakkında sure indirilmiş olan amcasının adı nedir? (Ebu Leheb)

 

S.17. Rasulüllah Efendimiz (s.a.v.)’in bir gecede Mekke’den Kudüs’e oradan da

Allah (c.c.)’a en yakın makam olan Sidret-ül Münteha’ya gitmesine ne ad verilir? ( İsra ve Miraç)

 

S.18. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kaç tarihinde Mekke’den Medine’ye hicret etti?(622

Yılında)

 

S.19. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in aile fertleri ve bunların soyundan gelenlere ne denir? ( Ehli beyt yani ev halkı )

 

S.20. Mescidi Nebevinin bir tarafında, evsiz ve yurtsuz olanların ve fakir Müslümanların barınması için bir gölgelik yapılmıştı. Buranın üstü kapalı ise de etrafı açıktı ve burası bir ilim yuvası idi. Hatta en çok hadis rivayet eden Ebu Hureyre (r.a.)’da burada yetişmişti. Bu ilim yuvasının ismi nedir? ( ashabı suffa)

 

S.21. Tövbe suresinde kendisinden bahsedilen, Peygamber (s.a.v.)’in ilk inşa ettiği mescit olarak bilinen mescit hangisidir? (Kuba mescidi)

 

S.22. Peygamber Efendimiz hangi tarihte, nereden nereye hicret etmiştir? (Peygamber Efendimiz 622 yılında Mekke'den Medine'ye hicret etmiştir.)

 

S.23. Peygamber Efendimizin Medine’ye hicret ettiğinde 7 ay gibi bir zaman yanında kalmış olduğu ve mezarı şuan İstanbul’da bulunan sahabenin adı nedir? ( Ebu Eyyub El Ensari )

 

S.24. Peygamber Efendimizin Mekkeli müşriklerle yapmış olduğu savaşlar sırasıyla hangileridir? ( Bedir, Uhud, Hendek)

 

S.25. Peygamber Efendimizin dedesi Abdulmuttalip peygamberimize Muhammed ismini koymuştur. Muhammed ismi ne anlama gelmektedir diyenlere cevabı ne olmuştur. ( yerlerde ve göklerde övülmüş olan )

Yorum (0)

peygamberlerden kesitler

Hz. EYYÜB'UN SABRI

Allahü Teâlâ'nın has kulu Eyyûb aleyhisselâm, îshak aleyhisselâmın oğlu lys'in oğullarından olup Yûsuf aleyhisselâm ile çağdaş bulunuyordu. Geniş serveti, arazisi, sürüleri ve çok evlâdı vardı. Allahü Teâlâ'nın bu nimetlerine karşı şükrünü tam ifa eder, gece ve gündüzünü ibadetle geçirirdi.

Fakat onun bu ibâdet ve tâatlerini hazmedemeyen Şeytan, kendisine mal ve evlâd acısı, azabda elem, meşakkat ve bedende zahmet ile dokunmuştu. Bütün bunlara karşı senelerce gösterdiği büyük sabrın nihayetinde Rabbına şöyle nida etti:

— Ey Rabbim, benim halim şu. Zahmet ve acı ile bana Şeytan dokundu, vesveseye yol buldu. Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.

Allahü Teâlâ da cevaben şöyle buyurdu:

— Depren ayağınla, işte —yani deprenince bir kaynak zuhur etti— sana bir yıkanacak su, serin ve içecek. Yıkan ve iç, için dışın iyileşsin, yorgunluğun dinlensin, yüreğin soğusun.

Ne kadar dikkate şayan bir noktadır ki, Allahü Teâlâ, Eyyûb aleyhissclâmın duasına cevap olan kurtuluş mucizesini verirken bile evvelâ ona böyle bir hareket emretmiştir. Burada bir emir Hz. Eyyûb'a söylendiği gibi Kur'ân-ı Kerîm'de hikâye olunarak Resûl-i Ekrem Aleyhisselâm'a hitaben bir itirazı cümle imiş gibi bir imâ da yapılmıştır. Ayak vurmak, ayakla deprenmek, mengilemek, olduğu yerde tepinmeye, çabalamaya veya sefer veya hicret veya gaza etmeye, yani cihadın mümkün olabilen her kısmına uygun olabileceğine göre bu imâ, kıssanın hisse noktalarından birini teşkil eder. Eyyûb aleyhisselâmın deprendiği bu arzın Gabiye olduğu naklolunmuştur.

Allahü Teâlâ, Eyyûb aleyhisselâma bu hareket emrinden sonra şöyle buyurdu:

— Elinle bir demet tut da vur onunla ve yemininde durmamazlık etme!

Hz. Eyyûb hastalığı sırasında bir hâdise dolayısiyle zevcesine yüz deynek vurmaya yemin etmişti. Bu suretle bir demet yaparak vurmakla yeminin yerine geleceği kendisine ruhsat olarak gösterilmiş ve had ile yeminlerde bu; «Eyyûb ruhsatı» nâmiyle baki kalmıştır.

Allahü Teâlâ, Eyyûb aleyhisselâmı çok sabırlı bularak onun güzel kulluğunu methetmiş, ona bütün ehlini yani evlâd, servet ve sıhhatini, beraberlerinde daha bir mislini rahmet olarak hem de temiz akıllılar için bir ibret dersi; ibâdet edenler için bir hatıra olarak bahsetmiştir.

(Enbiya ve Sâd Sûreleri)

Yorum (0)

sağlık ihmale gelmez !!!!!

Ecza Dolabı ve İlkyardım Malzemesi

Ecza dolabında her evde olması gereken bir sağlık gerecidir. İlaç ve ilkyardım malzemelerinin saklandığı bu dolap çocukların erişemeyeceği, kuru ve serin bir yerde bulunmalıdır.
İKAZ : Hangi durumlarda hangi ilacın kullanılacağını doktor belirlemeli ve dolabınızda çeşitli hastalıklar için bulunduracağınız ilaçlar buna göre temin edilmelidir.

Ecza dolabında bulunması gereken ilaçlar :
• Kesik ve sıyrıklar için antibiyotikli merhem
• Yanık ve cilt tahrişleri için merhem
• Burkulma ve baş ağrısı gibi ağrılar için ağrı kesici ilaçlar
• Hazımsızlık ve yanma için antasit tablet veya şurupları
• Ateş düşürücü ilaç ve şuruplar
• Alerji için antihistaminik ilaçlar
• Zehirlenmeler için aktif kömür
• Bulantı kesici ilaçlar
• Kaşıntılar için losyonlar, kortizonlu merhemler
• Vazelin
• Güneş kremi

İlk yardım malzemesi :
• Steril pamuk paketi
• Steril gaz bezi (çeşitli büyüklüklerde)
• Steril sargı bezleri
• Elastik bandaj
• Yara bandı
• Flaster
• Çengelli iğne
• Küçük bir ayna
• Cımbız
• Makas
• Termometre
• Alkol
• Amonyak
• Tendürdiyot, mersol, betadin gibi antiseptik çözeltiler
• Oksijenli su

Yorum (0)

SOSYAL BİLGİLER

DAYI, TEYZE, AMCAOĞLU GİBİ AKRABAMIZLA AİLECEK OTURABİLİR MİYİZ?

 Kadınların süslerini, dolayısıyla süs yerlerini, yani; el, kol, yüz, kulak, saç, boyun ve bacaklarını kime gösterip kime gösteremeyecekleri Kur'ân'ı Kerim Nûr Suresi 31. ayetinde açıklanmıştır. Buna göre kadın, sayılan yerleri açıkken dahi ayette adı geçen erkeklerin yanında oturabilir, konuşabilir. Mezkûr ayette amca ve dayının sayılmaması dikkat çekicidir. Halbuki onların da mahrem oluşu Nisa Suresi 23. ayette zikredilmektedir. Diğer yönden kadının zinet yerlerini sayılan kimselere, mahrem (nikahı kendisine ebediyyen haram) oldukları için gösterebildiği de bir gerçektir. Öyleyse amca ve dayı da mahremdir ve öyleyse onlara da gösterebildiği de bir gerçektir. Cumhurun görüşü budur.(Kurtubî, XN/233) Ama yine de bu ayette sayılmamaları anlamlı olmalıdır. Müfessirler bunu irdelemiş ve çeşitli şeyler söylemişlerdir. Bu konuda en makul olan izah şudur: Ayette sayılan erkeklere kadının zinet yerleririni göstermesi caiz olmakla beraber, bu konuda hepsi eşit değildir. Bu yüzden en önce kocası zikredilmiştir ki, ona her yerini gösterebilir. Ondan sonra kadınlarının kendi babaları, sonra da kocalarının babaları sayılır ki, bunların ikisi arasında da fark vardır. Çünkü insanın fıtratı akraba ve hısım olarak kendine en yakın olana en az cinsel ilgi duyacak şekilde ayarlanmıştır. Bu izaha göre amca ve dayı "mahrem" olmakla beraber, sanki mahremlik hududunun sonunda yer almakta ve kadının onların yanında bir derece daha dikkatli olması istenmektedir. Buna: "Amca, baba makamında sayıldığından"(Aclûni, Kesfu'1-Hafâda "Amca, babadır (vâlid)" hadisini Sahid b. Mansûr'un mürsel olarak zikrettiğini söyler. meşhur olan "Amca pederdir (eb)" hadisidir., der. N/90 (1770); Yakın anlamda hadisler için bk. Müslim, Zekat N; Tirmizî, Menâkib 28; 28; Kurtubî, agy.), dayı da amca gibi olduğundan zikredilmelerine gerek kalmamıştır. Binanaleyh, zinetini gösterme konusunda babadan farkları yoktur, diye de cevap verilebilir. Ama Tabiîn Müfessirlerinden Sa'bî ve Ikrime'nin amca ve dayıyı mahrem saymamaları da birinci görüşü destekler. Onlara göre amca ve dayı ayette zikredilmemiştir, çünkü onlar kendi oğulları mesabesindedirler.(Kurtubî, agy.) Bunu böylece tesbit ettikten sonra bilinmelidir ki, müslümanlardan istenen şey kadınlarının zinetlerini bu ayette sayılanların dışındakilere göstermemeleridir. Şimdi sorunuza dönersek; amcaoğlu kadın için mahrem sayılmadığından zinetlerini onun yanında açamayacağı anlaşılır. Ama zinetlerini, dolayısı ile zinet yerlerini, ayet ve hadislerin istediği ölçüler içerisinde ve özellikle de el-Ahzâb 59. (cilbâb ayeti) gereği kapadıktan sonra, kadınların, erkeklerin yanında, halvet de değillerse, oturamayacaklarını söyleyen bir nas yoktur. Ama bu yine de kötü duygulara sebep olmuyorsa kaydına bağlanmış, heryönüyle cazip ve latîf bir varlık olan kadında, koku, teberrüc (süs) vb. bulunmaması şartıyla caiz görülmüştür. Bunların yanında ayetle tesbit edilen çok önemli bir nokta da, kadının sesiyle dahi dikkat çekecek tavır almasının, nazu-nesve ile, kadınsı kadınsı, kırıla-döküle konuşmasının dahi mahremi olmayanlar yanında haram olmasıdır. Çünkü böyle bir ses hasta kalpleri tahrik edebilir. (el-Ahzâb 32). Bütün bunlara riayet edildikten sonra kadının, yanında yakınları varken, yabancılarla aynı sofrada yemek dahi yiyebileceğine fetva verilmiştir. Ancak buna gerek olup olmadığı ayrı bir konu olduğu gibi, takvaya uygun olan da elbette, tabiîliği aşmayan "haremlik—selamlık" uygulamasıdır, denebilir.

Yorum (0)

ESTETİK AMELİYATIN HÜKMÜ

ESTETİK AMELİYAT :

Bir zaruret olmadan burnu, göğsü, kalçasi vb. organlarını ameliyatla düzeltmek, ya da şeklının değiştirmek demek olan estetik ameliyat, ya da güzellik ameliyati da. yukarıdaki âyet ve hadîslerden ötürü yasaklanan ve lânetlenen davranışlardandır.

Bunlar sadece yasaklanan bir davranış değil, aynı zaman da birer insanlık suçudurlar. Hasta disini çektiremeyen, en zarurî ilâçları sâtin alamayan, zorunlu ameliyatları için para bulamayan binlerce biçâre varken, sözde güzelleşmek, onu da başkalarını tahrik için yapmak ugrunda milyonlar harcayan bu zavallılar gerçekte çirkinlesmektedirler. Isin bir de psikolojik yönü vardır. Bu tür insanlar genellikle şahsiyet yapılan oluşmamis, aşağılık kompleksi yaşayan uydu şahsiyetler, ya da teshir ve görünme hastalığına maruz dengesizlerdir.

Ancak doğuştan gelen, ya da sonradan ortaya çıkan ve insanın nominal görevlerini yapmasına engel olan, ya da toplum içinde bazılarınca ayıplanma konusu olabilecek sakatlıkların tedavisini bu tür güzellik ameliyatlarından ayırmak gerekir. Islâm insanın şahsiyetini küçülten davranışları yasaklar, eksikliklerin telâfisini ister. Allah Rasûlü Efendimiz harpte burnu kesilen bir sahabinin çirkin görünümünü gidermek için altından burun yaptırmasına müsaade etmiştir. (Ebû Dâvûd, hatem 7; Tirmizî, libas 31; Nesâî, zinet 41.) Çıkan dişlerin yerine protez kullanmak ve dolgu yaptırmak, câizdir. (Merginânî, Hidâye IV/83; Kâsânî, Bedâyî V/132; Zuhayli, el-Fikhul-Islâmî NI/544.) Doğuştan var olan bir fazlalık parmağın alınmasına izin verilmiştir. (Kurtubî V/393.)

Yorum (1)

KEL KALMAYACAKMIŞIZ !!!!!!

KEL KALMAYACAKSINIZ!!!

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Can Ceylan, fototerapide iki tür ışın verildiğini söyledi. Doç.Dr. Ceylan, bir grup hastada ultraviyole A adını verilen ışının kullanıldığını anlatırken, şöyle devam etti:
Işın uygulaması“Bu hastalara önceden ‘Psovaleren’ denilen ışığa duyarlılığı arttırıcı ilaçlar veriliyor. 2 saat sonra özel kabinlerde tüm vücuda ışın uygulanıyor. Bu tedavi haftada 2- 3 kez tekrarlanıyor.
Aynı yöntem saç dökülmelerinin yanı sıra sedef hastalığında da kullanılabiliyor. Olumlu cevap alınırsa tedaviye belirli süre daha devam ediliyor. Ultraviyole B ışınlarında hastaya yine özel kabinlerde ağızdan ilaç vermeden direkt ışın uygulanıyor.
Işın tüm vücuda verildiği gibi belirli bölgeye lokal olarak da uygulanabiliyor. Bu sayede kıl dibinde saç dökülmelerine neden olan hücreler ortadan kaldırılarak, saçların uyarılması sağlanıyor.”
Saç dökülmelerinin birçok nedeni olabileceğini anlatan Doç.Dr. Can Ceylan, şöyle konuştu:
Hormonal faktörler etkin“Bunlar arasında hormonal faktörler, stres, yanlış kozmetik madde kullanımları yer almaktadır. Hormonal nedenlerle erkeklerde daha erken yaşlarda saç dökülmelerine rastlanmaktadır. Bayanlarda da özellikle hamilelik, menopoz dönemlerinde saç dökülmeleri ortaya çıkabilmektedir.
Yine çocukluk döneminde lokal saç açılmalarına rastlanmaktadır. Çocuklara yönelik olarak uygulanan tedavilerde psikolojik destek ön plana çıkmaktadır.”

Yorum (0)